Kendi blogunu oluştur ;)
 
Oca
20
    
Symbian | 20 Ocak 2008 17:51 | etiket: , ,  
Assassin's Creed  (Playstation 3)
İnceleme
 
Prince of Persia'nın sona erişinin ardından karamsarlığa düşen oyunculara, Ubisoft'un yeni armağanı Assassin's Creed olsa gerek. Prince'in animasyonlarını aratmayacak yeteneklere sahip Altair ile yepyeni maceralara merhaba deyin.

Nasıl biri? Ne iş yapar?

Assassin's Creed'de çevik mi çevik, cesur mu cesur ve bir o kadar da gözü kara bir suikastçıyı canlandırıyoruz. Oyunumuz Kudüs'ü ele geçirmek isteyen Bizans Kuvvetleri ile şerefli İslam Ordusu'nun savaşını konu alıyor ve kan gövdeyi götürüyor. Bizim yapmamız gereken bu savaşın oluşuna engel olmak ve bunu yaparken Altair'in en profesyonel olduğu işi yapmak. Suikast�

Suikastçılık de zor iş olmalı

Oyunda en göze çarpan özellik suikastların işlenişi. Suikastlardan önce iyi bir plana ihtiyaç duyuyoruz. Aksi halde plansız yaptığımız işler bize zaman kaybı ve en kötü ihtimalle ölüm olarak geri dönüyor. Bu yüzden öncelikle öldüreceğimiz kişi hakkında bilgiler toplamalıyız. Ancak bunu yapmak için halk arasından birkaç kişiye ihtiyaç duyuyoruz. Ama tabii ki hiç kimse öyle babasının hayrına bize yardım etmiyor. Öncelikle zor durumda olan kişilere yardımlar yapabiliriz. Böylece halk arasında yavaş yavaş sevilen bir karakter olabiliriz. Bu kişilerden bilgileri aldıktan sonra, olay yerini önceden incelemeliyiz. Açık alanlarda işlenecek cinayetlerde kestirmeleri öğrenmek çok önemli. Çünkü planın herhangi bir yeri aksarsa, kaçmak zorunda kalıyoruz. Dört duvar arası mekanlarda işlenen cinayetlerde mekanın arka çıkış kapılarını, öldüreceğiniz kişinin nerelerde çok dolaştığını bilmek çok işinize yarayacaktır. Böylece ustalığınıza ustalık katacaksınız. Öldüreceğiniz şahıslar genelde savaşa "Start" verebilecek kişilerden oluştukları için çok iyi korunuyorlar. Bu yüzden kişilerin açığını yakalamak çok önemli. Az adamla yakalarsanız işinizi halletmeniz daha kolay oluyor. Aynı zamanda başladığınız işi daha erken halletmek, yardıma gelebilecek güçlerin bize verebileceği sıkıntıları da azaltıyor. Bu nedenle öldüreceğiniz kişileri sık sık takip edin.

Suikastları yaparken Altair'in asıl yetenekleri ortaya çıkıyor. Bu yeteneklerden en önemlisi Altair'in kılıç kullanma yeteneği. Belinden bir dakika bile ayırmadığı kılıcını bir şövalye gibi kullanıyor. Tıpkı Prince'in muhteşem yetenekleri gibi Altair'in de kendine has değişik bir kılıç kullanma yeteneği var. Reflekslerinden ve hızlılığından doğan bir diğer yetenekleri ile üstüne gelen askerleri kısa sürede yere seriyor ve kellelerini gövdelerinden ayırıyor. Ayrıca kılıç sahneleri oyuna bambaşka bir hava katıyor. Özellikle kılıçla savaştığınızı kesinlikle size hissettiriyor Assassin's Creed. Altair'in bir diğer özelliği ise çok yükseklerden tehlikeli atlayışlar yapabilmesi. Mesela Altair çok yüksek bir yerden aşağıya atlayabiliyor. Tabii olayı fazla abartırsanız, ölebiliyorsunuz. Ayrıca Altair binalardan binalara, duvarlardan duvarlara atlayabilen bir kahraman. Ayrıca Pirnce of Persia'da görülen duvarlara tırmanma özelliği Assassin's Creed'de daha gerçekçi. Biraz açarsak; dümdüz duvarlara tırmanma yeteneğimiz yok. Ancak duvarın herhangi bir yerinde olan girintiler ve çıkıntılar yardımıyla çok yüksek duvarlara tırmanabiliyoruz. Girintilerin bittiği yerde de öylece kalakalıyoruz.

Cinayetleri işledikten sonra gizliliğe önem vermek de çok önemli. Planda ters giden bir şeyler olduğunda ve bunu askerler hissettiklerinde peşinize düşüyorlar. Onlardan kısa sürede izinizi kaybettirmek için halkın arasına girip, onlardan biriymiş gibi kendi halinizde davranırsanız hiçbir şeyden huylanmıyorlar. Altair ile çevreyi incelerken vücudumuzu kontrol edebilmek güzel bir özellik. Örneğin çevreyi incelerken boynumuzu çevirebiliyoruz. Ya da durdurmak istediğiniz birini kolunuzla çekebiliyorsunuz. Aynı zamanda yürürken itebiliyor, kolunuzla durdurabiliyorsunuz. Bu özellik türe getirilen çok güzel bir özellik.
 
Oyunun en can sıkıcı özelliği dövüş sistemindeki basitlik. Yapmamız gereken hareketlerde özgür davranamıyoruz. Yapmamız gereken hareketleri doğru zamanda yaparak düşmanları kolaylıkla alt edebiliyoruz. Bu yüzden bir süre sonra adam öldürmek can sıkabiliyor. Hatta üzerinize gelen birkaç deste askeri bile benzer hamlelerle öldürebiliyorsunuz. Bu bizlere biraz olsun Cüneyt Arkın filmlerini andırıyor. Neyse konudan fazla kopmadan geri dönelim. Daha önce sizlere anlattığım kılıç sahneleri biraz olsun dövüş sistemindeki monotonluğu bizlere unutturuyor. Bunun üzerine zaman zaman tekleyen, ama genelinde kaliteli olan yapay zeka eklenince daha eğlenceli bir oynayış gözümüze çarpıyor.

Hazır yapay zeka demişken biraz da ona değinelim. Yapay zeka dediğim gibi kaliteli. Örneğin askerler ölen bir arkadaşlarını yerde gördüklerinde hemen yanında geçmiyorlar. Hemen ölüm nedenini araştırmaya başlıyorlar. Çevrede ilgilerini çeken, garip davranışlar sergileyen birini gördüklerinde hemen yanına gidip araştırıyorlar. Sizin peşinize takıldıklarında sizi o kadar kolay bırakmıyorlar. Dövüş zamanları geldiğinde üzerinize aptalca koşarak saldırmıyorlar. Ama ölümün gelip onları bulmasını da beklemiyorlar. Tamamen zekice davranıyorlar. Ayrıca sizi ellerinden kaçırdıklarında sorup soruşturuyorlar.

Devasa bir şehir

Oyunun görüntülerine bakıp ne kadar büyülenseniz de oynayarak görmek bambaşka. Resimlerde gördüğünüz şehir gerçekten oyunu bırakıp güzelliklere odaklanmamıza sebep oluyor. Gerçekten çok güzel tasarlanmış bir şehir planı var. Kudüs'ün birkaç değişik yanı hariç tıpkı oyuna taşınmış kadar gerçekçi. Özellikle yüksek bir yere çıkıp şehrin güzel bir manzarasını seyrettiğimizde bir PlayStation 3'ünüz olduğu için tarifi mümkün olmayan bir mutluluk hissediyorsunuz. Ayrıca oyunda modern hiç şeyin olmayışı çok güzel. Şehrin güzelliğini tamamlayanlar ise sağda solda ticaret yapmaya çalışan kişilerin tezgahları. Size çok hoş bir kasaba heyecanı yaşatıyor.

Yapımı dört haritanın belirlenmiş kısımlarında görev yaparak tamamlıyorsunuz. Bu haritalar gerçekten çok büyük. Zaten oyun bittiğinde açılan haritalarda serbest dolaşabiliyorsunuz. Bu sayede oyunda kendinizi özgür hissedebileceğiniz bir özellik oluyor. Görev yeriniz Şam'a düştüğünde çok güzel seslendirilmiş Türkçe diyaloglara şahit oluyorsunuz. Crysis'den sonra bir başka oyunda Türkçe sesler duymak gerçekten bizleri mutlu ediyor. Türkçe'yi konuşan kesim genellikle şehri koruyan kişiler. Çok güzel bir aksanla günümüz Türkçe'sini konuşuyorlar.

Sesler sadece Türkçe diyaloglardan ibaret değil tabi ki. Oyunun kendi müzikleri çok güzel. Şehirde dolaşırken yavaş işleyen, huzur verici müzikler çalıyor. Suikast anlarında ya da düşmanlardan kaçarken hızlı ve insanın içini kıpır kıpır eden müzikler size eşlik ediyor. Ama bunlar bir kenara kılıç sahnelerinde çarpışan metalleri görmek ve onlardan çıkan sesleri duymak daha güzel geliyor insana.

Sözün özü

Assassin's Creed başarılı bir oyun. Ancak dediğim gibi dövüş sistemindeki basitlikler nedeniyle kısa bir süre sonra monotonlaşabiliyor. Ama mükemmel senaryosu, temiz grafikleri ve kılıç sahneleri için bile oynamak gerekiyor. Bir yeni nesil konsolunuz varsa mutlaka deneyin.
 
Alıntı: Merlininkazanı 


 
Oca
20
    
Symbian | 20 Ocak 2008 17:49 | etiket: , ,  
Assassin's Creed  (X-Box 360)
İnceleme
 
Ubisoft firmasını seviyorum. Uzun süredir aksiyon ve macera türünü bir arada sunan oyunları ile hepimizi sevindirmeye devam ediyor. Özellikle geçtiğimiz günlerde piyasaya sürdükleri Assassin�s Creed (AC) ile bu başarılarını sürdürmekten geri kalmadılar. Üç boyutlu olarak yeniden bize sundukları Prince of Persia ile gönlümüze taht kuran yapımcı, bu sefer daha farklı bir alt yapı ile oluşturdukları macera oyunlarında geniş haritalar ve özgür oynanış ile karşıladılar bizi. Uzun zamandır da bekliyorduk AC�i. Önce PlayStation 3�e çıkacağı söylenmişti. Sonra Xbox 360 için de hazırlanacağı duyuruldu. Yapımcılar ile yayıncı arasında bir uyumsuzluk mu oldu bilmiyoruz ama her iki platforma da çıkması iyi oldu aslında. Neyse söz fazla uzatmayalım ve AC�in güzel oyun sistemine geçelim.

Suikastçıyım ezelden

Adından da anlaşılacağı üzere bir suikastçıyı canlandırdığımız oyunda pek çok farklı şehirde pek çok farklı insana bıçağımızı tattırıyoruz. Üçüncü kişi kamera açısı ile ilerliyor, tıpkı Prince of Persia�da olduğu gibi akrobatik hareketler ile düşmanlarımızdan kaçıyoruz. Kimi zaman kılıç savaşlarına katılıyoruz kimi zaman ise düşmana sinsice yaklaşıp aynen suikastçının yapması gerektiği gibi öldürebiliyoruz. Bunları yaparken özgür olmamız da cabası.AC�in bence herkesi şaşırtacak yanı hikayesi. Herkes eski zamanda geçtiğini düşündüğü oyunun aslında gelecekte geçtiğini öğrenmesi şaşırtıcı olacaktır. Asıl hikaye ve oyunun büyük kısmı haçlı seferlerinin olduğu zamanda geçiyor ama aslında karakterimiz gelecekte yaşayan biri ve bir deneye katılıyor. Çılgın bilim adamlarından biri DNA üzerinden geçmişe dair izler bulacağını öğrendiğinde gelecekte yaşayan kahramanımız üzerinde deney yapıyor ve DNA�sına kayıtlı bilgileri kullanarak geçmişe ait bilgilere ulaşmaya çalışıyor.

Bildiğimi unuttum

Oyunun gerçek kahramanı olan Altair, tam bir suikastçı ve her türlü hünere sahip. Geçmişe ait her bilgiye ulaşırken biz de alıştırma görevlerini yerine getiriyoruz. Önce kahramanımızı kontrol etmeyi ve savaşmayı öğreniyoruz. Ardından ise binalara tırmanmayı ve akrobatik hareketler yapmayı öğreniyoruz. Eğitim görevi bittiğinde ise senaryo gereği tüm silahlarımız ve kabiliyetlerimiz elimizden alınıyor ve böylece her şeye sıfırdan başlamak zorunda kalıyoruz. Asıl oyuna başladığımızda ise epeyce özgür olduğumuzu fark edeceksiniz. Her şehre girdiğiniz anda ilk yapmanız gereken yüksek bir kuleye çıkmak. AC�in de en güzel yanlarından biri bu. Kuleye çıkıp, en üst noktasındaki çevreyi izleme noktasına ulaştığınızda şehrin belli bir bölümü haritada açılır hale geliyor. Buradaki görevler ortaya çıkmış oluyor. Her şehirde 8�den fazla kule var ve tüm görevlerin yerini bulmak için bu kulelere çıkmak zorundasınız. Görevler ise tıpkı Grand Theft Auto�da olduğu gibi. Görev noktasına gidip yapmanız gerekeni öğreniyor, ardından da bunu yerine getiriyorsunuz. Eğer başarısız olursanız defalarca deneme hakkına sahipsiniz. Belki oyun kolaylaşıyor ama eğlenceli olduğu da gerçek. Görevler ise genellikle yan kesicilik ve suikast üzerine kurulu. Yan kesicilik görevlerinde önce kişileri uzak bir noktadan dinlemeli, ardından ise en hazırlıksız anlarında arkalarından yaklaşıp sinsice ceplerinden gerekli eşyayı araklamalısınız. Suikast görevleri de benzer şekilde. Yine öldürecek olduğunuz kişiyi uzaktan izliyor ve hareketlerini takip ediyorsunuz. Varsa yanlarındaki korumalarını gözlemleyip bir süre sonra sinsice işini bitirmeniz gerekiyor.
 
Her çeşit görev

Görevlerin ise iki kategoride sunulduğunu söyleyebiliriz. Birincisi senaryo gereği yapmamız gereken ve yeni bölüme ulaşmak için gerekli olanlar ikincisi ise sadece ek görevler. Asli görevlerimizi haritada belirtilen suikast bürosundan alıyoruz. Buraya ulaşmak için ise ilah çatıyı kullanmamız gerekli. Suikast bürosuna girince bize 3 ya da 4 tane ek görev yapmamız gerektiği söyleniyor. Bunları yaparken hem haritayı öğreniyoruz hem de deneyim kazanıyoruz. Görevleri yapıp büroya geri gelince asıl görevimiz veriliyor. Bu da büyük ihtimalle birine suikast gerçekleştirmek oluyor.

Haritaların geniş, çevredeki insanların ise gerçekçi olduğu kesin. Her şehrin kendine göre mimarisi ve insan çeşidi var. İnsanlar kendi hayatlarını yaşıyorlar ve hepsi bir iş ile ilgileniyor. Asıl görevlerimizi yaparken de onlara dikkat etmeliyiz. Çünkü askerlerden kaçarken bir kadının elindeki testiyi düşürüp kırmasını ses çıkarmaması için istemezsiniz herhalde. Masum insanları askerlerin elinden kurtarmaya çalıştığımız ek görevler sayesinde ise şehrin belli bölgelerini kendimize sığınak haline getirebiliyoruz. Eğer bir sivili kurtarırsak o bölgedeki insanlar bize dost oluyor ve askerlerin bizi takip etmesi durumunda şehrin o bölgesindeki insanlar bize yardım ediyor.

Kolay savaşlar

Kahramanımız, seri dövüş hareketlerini sadece tek tuş ile yapabiliyor oluşu çok güzel. Bu sayede onlarca düşmanı tek seferde yere serebilmemiz mümkün oluyor. Aslında oyunun bu kısmının fazla basit olduğu da ortada. Çünkü korunma aldığımız anda hiçbir düşman bize vuramıyor. Eğer savaşmak istemiyorsanız bu sefer düşmanlardan kaçmanız gerekli. Bu nokta da GTA�ya benziyor aslında. Hemen binaya tırmanmalı, hoplayıp zıplayıp çatılarda kaçarken perde ile kapatılmış özel bölgelere saklanmalıyız. Eğer kimse görmeden içeri girebilirsek, askerler tarafından bulunamıyoruz ve bir süre sonra bizi takip etmeyi bırakıyorlar.

Grafikleri çok güzel olan AC�in animasyonları da mükemmel. Haritaları çok büyük olduğu için yüksek bir yere çıkıp etrafı izlemek çok güzel gerçekten de. Binalar çok detaylı olduğu gibi kaplamaları da izleyeni hayran bırakacak cinsten. Özellikle kahramanımızın animasyonları çok başarılı. Yapay zeka konusunda ise ben oyunu başarılı bulmadım. Çünkü askerler bizi takip ederken çok komik görüntüler ortaya çıkabiliyor. Seslendirmeler oldukça başarılı. Üstelik oyunun bazı bölümlerinde Türkçe konuşan karakterlere denk geliyoruz. �Kime boyun eğmek istiyorsun?� diyen bir asker görürseniz hiç şaşırmayın. O tarihlerde henüz tasarlanmamış olan Türk Bayrağı�nın kullanılmış olması ise saçma. Keşke Osmanlı Bayrağı kullanılsaymış.

Sonuca odaklanalım

Genel açıdan baktığımızda ortalamanın hayli üzerinde bir oyun AC. Hem senaryosu hem de oynanışı çok iyi. Grafikleri de çok başarılı. Sunulan özgürlük ve bol görev içeriği de artı yönlerinden. Tıpkı GTA�da olduğu gibi bölüm içlerinde gizli olan bayrakları bulmak ya da yan görevler yapmak gibi pek çok konu dışı eğlence imkanı var. Yeni nesil konsolunuz varsa kesinlikle denemelisiniz.
 
Alıntı: Merlininkazanı 


 
Oca
20
    
Symbian | 20 Ocak 2008 17:46 | etiket: , , , ,  
Assassin's Creed (Playstation 3)
Ön İnceleme
Prince of Persia oynayıp da zevk almayan çok az insan vardır. Başarısız bir PC denemesinin ardından, oyunun yapımını üstlenen Ubisoft Montreal ekibi, öyle bir şey yaptı ki hem seneye damgasını vurdu, hem de Prensi daha da şöhretli hale getirdi. Yapımcılar projeyi üçleme şeklinde piyasaya sundular. POP The Two Thrones'le son bulan seri için acaba düşünülen neydi? Bir sürpriz olup Prince Of Persia 4 gelir miydi?

Biz oyun severler merakla bekleyip dururken, yapımcı Ubisoft Montreal ekibinin yeni bir yapım üzerinde çalıştığı haberi geldi. Oyunun açıklamasını da E3 fuarında yaptılar. Aslında hiçbir oyuncunun Prince of Persia'nın bu şekilde bitmesini isteyeceğini sanmıyorum. Ama ortada bazı gerçekler de var. Sevilen bir serinin dozunu aşan devam oyunları ile, beklentilerin çok altına düşüp oyun severleri hayal kırıklığına uğratabiliyor. Hemen örnek vereyim; Tomb Raider (Gerçi Legend ile kendine geldi, ama TR4'ten sonrası berbattı) ve Rainbow Six serileri. Ubisoft bu gerçeği çok iyi biliyordu ve bunun için yepyeni bir proje tasarlamaya başladılar. Bunun için hem Prince of Persia oyuncuları elde tutulacak ve hem de zengin içerikleri ile yeni hedef kitlelere ulaşılacaktı.

Peki biz oyun severler POP'yi neden sevdik? 2D prensi oynayan arkadaşlarımız çok iyi bilirler. Oyunun sizi sımsıkı saran atmosferi, gerilimi ve o büyülü Arap enstrümanları çoğu insanın hafızasından silinmedi. Bu gelenek Sand of Time ile 3D ortamında devam etti. Bunun yanında Prensin hareketleri ve komboları artırıldı. Bunu çok iyi analiz eden Montreal ekibi, yeni oyunu bu temel üzerine inşa etmeyi uygun gömüş. Elbette oyunda birçok yenilikte öngörülüyordu.

Senaryo

Assassin's Creed'in konusu da bir hayli ilginç ve bir o kadar da derin. Hristiyan dünyası, Kudüs gibi kutsal bir şehri ele geçirmek ve Selahattin Eyyubi komutasındaki Müslüman ordusunu dize getirmek için 3. Haçlı ordusunu oluşturdu. Hıristiyan Devletlerinden askerlerin katıldığı bu çok uluslu güç, geçtiği yerlerde birçok katliamlara imza atar. O dönemlerde varlığı bilinen bir tarikat vardır. Hassan Sabah liderliğindeki bu tarikat genelde, müritlerini haşhaş (Afyon) uyuşturup zor görevleri yaptırmaktadır. Hasan Sabah taraftarlarının oluşturduğu tarikat haşhaş içtikleri için �Haşhaşin Tarikatı� olarak da biliniyor. Bu Haşhaşin Tarikatı, Avrupa dillerinde bazı değişikliklere uğrayıp �Assassin� şekline dönüşüyor. Oyunun ismi de buradan geliyor, yani Assassin's Creed. Haçlı ordusu Kudüs'e gelince, Suriye'deki bir kaleyi üs edinen bu tarikat çözüm için kolları sıvar. İçlerindeki en cesur ve en deneyimli savaşçısını Akka şehrine gönderir
.
 
 
Yeni huzur veren prens karşınızda

Oyun içi videolarda izlediğiniz bu beyaz elbiseli ve oldukçada gizemli karakter, atıyla Akka'ya gelir. Amacı, Haçlı Ordusu�na elinden gelebildiğince zarar verip, içerden çökertmeye çalışmaktır. Koskoca bir orduyu nasıl dağıtacak? Derseniz; Tarihin çeşitli evrelerinde ortaya çıkan casus ve suikastçıların savaşın seyrini değiştirdiği bilinir. Kahramanımız da takibe aldığı rütbeli askerleri, planlı bir şekilde ortadan kaldıracak. Ortadan kaldıramazsa bile çeşitli taktikler geliştirecek. Tabi bunun için oyunda bize baya bir serbestlik sunulmuş.

Gizemli suikastçı karakterimizin ismi Altair. Hemen hünerlerini saymaya başlayalım. Altair aynı Prens gibi oradan oraya sıçrıyor, duvarlardan yürüyor ve oldukça iyi savaşıyor. Yapımcılar akrobasi ve savaş becerilerini çok iyi kombine etmişler. Üzerinde duran beyaz ve gri tonlu elbisede ortama çok uygun. Ben yapımcıları bunun için tebrik ediyorum. Çünkü bu kamuflaj işi oyuna çok renk katıyor. Birde kahramanımızın gözleri oldukça keskin. Avını yüksekteki yerlerde konum alarak, kolayca takip edip harekete geçiyor.

Oyunun resmi sitesini açıp baktığımda (assassinscreed.uk.ubi.com) oldukça güzel videolar karşıma çıktı. Şu an için üç tane video sunuluyor. Ekran görüntüleri ise 13 tane. Çeşitli el çizimi resimleri de görebilirsiniz. Oyunun ne kadar ilgi çekici olduğunu, bu videoları izleyerek anlayabiliyoruz.

Bu haliyle çok ilgi çekeceğe benziyor. Sam Fisher gibi taktiğimizi belirleyip gizlilik prensibini kullanacağız. Görevi başaramazsak o sıkıcı Mission Failed'le bizi uyarmayacak. Değişik yollar deneyeceğiz. Prince of Persia gibi tek bir senaryo üzerinden hareket etmek yerine etkileşimli ve çok yönlü senaryo da ilerleyeceğiz. Oldukça geniş bir haritada geçecek oyunda ulaşım için atımızı kullanacağız.

Montreal yapım ekibinin, karakterlerin yapay zekası ile özellikle uğraştığını vurgulamak istiyorum. NPC'ler normal insanın ihtiyaç duyduğu her şeye ihtiyaç duyuyor. Karşınızda koskoca hareketli bir şehir var ve kahramanımız Altair planlarını ve suikastlarını dikkatli bir şekilde yapacağından, her adımını dikkatli zorunda. Örneğin; videolarda çan kulesinin tepesinde beliren Altair ortamı gözetliyor. Uygun zaman gelince de atmaca gibi süzülüp, Haçlı askerlerine ölüm kusuyor. Tek başına birkaç kişiyi halletse de, diğer haçlıların gelmesi uzun sürmüyor. Burada Altair'i yönetirken çok dikkat etmeliyiz. Eğer, halkın içinde gezerken insanlarla iyi geçinmezsek başımız belaya girebiliyor. Onlarda bizi ele vermek için tereddüt etmiyorlar. Peki insanlarla iyi geçinmek için neler yapacağız? Öncelikle onların güvenini kazanmalıyız. Assassin's Creed oyuncuya serbestlik sunacağından, GTA'daki gibi yan görevlere girişmemiz mümkün.
 
Gizlice hırsızlık olaylarına karışıp çaldıklarımızı, Robin Hood gibi halka dağıtabileceğiz. Başı askerlerle belaya giren insanlara yardım edip, onların gözünde yükselebileceğiz. Halkın efsane kahramanı olunca da işimiz daha da kolaylaşacak. Tüm bunları başarırsak insanlar bizi ele vermek yerine sahiplenip, kaçmamıza yardım ediyor. Videonun sonunda, kapıdan çıkan beyaz elbiseli din adamlarının arasına karışan Altair, kamuflajının ve grubun yardımıyla kaçıyor.

Dövüş sisteminden bahsedelim biraz da. Bu derece özenle hazırlanan Assassin's Creed'de birçok dövüş animasyonuyla karşılaşacağımız bir gerçek. Prince of Persia için kullanılan dövüş animasyonu 800 iken, Assassin's Creed de 4000 tane. Artık olacakları hayal edin. Bu da oyuncuların en çok hoşuna gidecek durumlardan bir tanesi. Bunun gibi oyunda daha çok hareket ve kombo bulabileceğimizi kestirmek hiç zor değil. Altair'in yükselip elinden çıkan bıçakla Haçlı askerini öldürmesi çok hoşuma gitti. Dikkat ettiyseniz Altair elini havaya kaldırınca karizmatik bir bıçak çıkarıyor. Bu mekanizmalı silahı bol bol kullanacağız. Ayrıca kılıç, balta ve ok gibi silahları da kullanmak mümkün.

Call of Cthulhu'daki gibi, bu oyunda da herhangi bir gösterge barı bulunmayacak. Bu da adrenalinizin her an yükseklerde olacağının kanıtı. Bu yüzden Call of Cthulhu'yu severek ve birazda gerilim içinde oynamıştım. Bence yapımcılar, bunu en uygun şekilde kullanmalı. Bazı oyuncular ekrandaki hayat barını göremeyeceğinden kolayca ölebilir ve bu durum sık sık yaşanırsa, insana bıkkınlık verebilir.

Sonuç

Montreal ekibi yeni konsolların kapasitesini en iyi şekilde değerlendirecektir. Ama HDTV'nin 1080p'sini kullanırlar mı bilemem. En azında 720p görüntü çözünürlüğü sunan LCD TV'lerde oynamak en mantıklısı olur. Birde PS 3'ün yeni harekete duyarlı Gamepad'i (Sixaxis) bu oyuna ne kadar uygun olacak hep birlikte bekleyip göreceğiz.

Kutsal topraklarda geçecek bu macerayı sabırsızlıkla bekleyebilirsiniz. Oyun 2007 yılında yeni nesil konsollara (PS3, Xbox 360) ve PC'ye gelecek. İnternet üzerinden çoklu ortamları sevenler ise üzülecek, çünkü Multiplayer mod düşünülmemiş. Yeni Nesil Konsol almayı kafasına koyan oyuncular. Listenize Assassin's Creed'i de ekleseniz iyi edersiniz. Belki de yapımcıların ballandıra ballandıra anlattıkları Assassin's Creed, 2007 yılının Hit'i olabilir.

 
 
 
Alıntı: merlininkazanı